 |
DUYURULAR
geri
Cezaevi Müdürleri ve Politika Yapıcılar için Kadınlar ve Hapsedilme Üzerine El Kitabı Tanıtım Toplantısı ve Cezaevlerinde Yaşayan Kadınlar için Sivil Toplum Kuruluşları Buluşması Gerçekleşti
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Türkiye’de ceza adaleti sisteminin geliştirilmesi ve bu yolda sivil inisiyatiflerin de rol alması için gösterdiği çabalarını sürdürmektedir. Bu çabaların bir ürünü geçtiğimiz sene Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından hazırlanan Onarıcı Adalet El Kitabı’nın Türkçe basılması ve ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara iletilmesi oldu. Bunu takiben bu sene de aynı elkitapları serisinden bir yenisini, “Cezaevi Yöneticileri ve Kanun Yapıcılar için Kadınlar ve Hapsedilme Üzerine Elkitabı”nı Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu’nun katkılarıyla Türkçe hazırlayarak, tanıtımı amacıyla 30 Ekim 2009 tarihinde İstanbul’da bir çalışma gerçekleştirdik.
Türkiye’de Adalet Bakanlığı’nın son verilerine göre tutuklu, hükümlü ve hükmen tutuklu bulunan kadın sayısı 4076’dır. Bu rakam toplamda 115.000’e ulaşmış olan cezaevi nüfusuyla kıyaslandığında büyük bir rakam değil. Ancak önemli olan bu sayısal veriden çok kadınların cezaevlerinde yaşamlarını sürdürdükleri koşulların kalitesidir. Zira tüm dünyada benzer eksiklikler gözlendiği gibi Türkiye’de de cezaevleri genellikle daha kalabalık olan erkek tutuklu ve hükümlülere göre düzenlendiği için kadın tutuklu ve hükümlülerin cinsiyetlerine özgü ihtiyaçları göz ardı edilmektedir. Bunun iyileştirilebilmesi ve gereken düzenlemelerin yapılabilmesi Türkiye’de oldukça aktif olan kadın hareketlerinin de meseleyle ilgilenmesiyle mümkün olabilir. Gerçekleşen çalışmayla CİSST’in hedeflediği temel nokta da budur; sivil inisiyatiflerin özellikle kadın örgütlerinin ceza infaz kurumlarındaki kadınların durumlarıyla ilgili çalışmalar yürütmelerini teşvik etmeyi amaçlar.
Buradan hareketle 30 Ekim tarihinde gerçekleştirdiğimiz çalışma iki adımı kapsamıştır; Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu ziyaret ve yuvarlak masa toplantısıyla kadın cezaevlerinin sorunlarının değerlendirilmesi. Çalışmanın katılımcıları Türkiye’nin önde gelen kadın örgütleri ile birlikte insan hakları kuruluşları ve cezaevlerinde çalışmalar yürüten bazı meslek kuruluşlarından kadın temsilcilerdi.
Amacımız yayımını gerçekleştirdiğimiz elkitabından hareketle cezaevlerinde çalışmalar yapmak üzere kadın örgütlerini yönlendirmekti. Bu alandaki çalışmaların azlığı ve bundan doğan ihtiyaç böyle bir çalışmanın gerçekleşmesi için bizi cesaretlendirdi. CİSST’in bu alandaki temel rolü yol göstermek ve kolaylaştırıcı olmaktır. Öte yandan çalışma yapmaya hevesli kurum ve kuruluşlara yeterliliğimiz doğrultusunda her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu da belirtmemiz gerek.
Çalışmamızın katılımcıları ve temsil ettikleri kurum ve kuruluşlar şu şekildedir:
- Dr. Elif Kırteke: Türk Tabipler Birliği
- Aynır Yıldıran: Antep Kadın Merkezi (Kamer)
- Zelal Yalçın: MorÇatı
- Serap Güre: Kadınlarla Dayanışma Vakfı/ KEİG
- Emine Baz: Van Kadın Derneği (Vakad)
- Ferah Türel: Kadın Girişimcileri Destekleme Derneği (Kagider)
- Bilge Taş: Uçan Süpürge
- Yasemin Temizarabacı Yıldırmaz: Mediz
- Gülnur Elçik: Filmmor
- Seza Mis Horuz: İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul
- Ümran Sırımsı Candemir: Mazlumder
- Özlem Çolak: Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu, Uluslararası Af Örgütü Türkiye
- Özgül Akıncı: Cinsel şiddete karşı kadın platformu
- Günce Kavaz: Hacettepe Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü, YL öğrencisi
- Özgür Serdengeçti: Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği YK üyesi
- Tülin Dağ: Bağımsız katılımcı
- Ulrike Möntmann: Hollandalı sanatçı
- Leyla Susan Barlas: Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu
- Zafer Kıraç: CİSST YK başkanı
- Binnur Aloğlu ; Proje Koordinatörü
30 Ekim tarihinde gerçekleştirdiğimiz çalışmamızın ilk ayağı olarak katılımcılarımızın bir kısmıyla Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’ni ziyaret ettik. Cezaevi ziyareti cezaevi psikologunun kuruma dair tanıtımıyla başladı. Bu sunum sırasında katılımcılarımızın en çok dikkat çektiği konular verilen rakamlar oldu. Sunuma göre bu cezaevinde kurum kapasitesinin iki katı sayıda tutuklu ve hükümlü (yaklaşık 960 kişi) bulunuyordu. Öte yandan cezaevinde altı yaşından küçük 55 kadar da çocuk ikamet ediyordu. Cezaevi savcısı ve müdürün de mevcut bulunduğu bu toplantıda özellikle bu çocukların durumuyla ilgili fikirler ortaya atıldı. Cezaevindeki olanaklar ve faaliyetlere dair sorular soruldu.
Daha sonra cezaevindeki atölyeler (resim-ebru, takı, aşçılık, dikiş atölyeleri), kütüphane, revir ve bir oda ziyaret edildi. Buralardaki tutuklu, hükümlüler ve görevlilerle sohbet edildi. Sunulan hizmetler ve ihtiyaçlar hakkında bilgi alındı. Katılımcılarımızın dikkat ettikleri meseleler; özellikle atölyelerdeki ücretlendirmeler, odalardaki çamaşır düzeni (tutuklu ve hükümlüler sadece yatak örtülerinin alınıp yıkandığını, havlu gibi yine hijyen gerektiren eşyaların da topluca yıkamaya dahil olmasını talep ettiklerini belirttiler, sıcak suyun belli zamanlarda akmasının hem kendi bakımları hem de çamaşır için yeterli olmayabildiğinden yakındılar), revirde tam zamanlı kadın hastalıkları doktorunun bulunmayışı ve özellikle hasta tutuklu ve hükümlülerin hastanelere sevkini sağlayan ring aracının yeterli sayıda olmayışıydı. Öğle yemeğimizi de cezaevinde cezaevi çalışanlarıyla birlikte yedikten sonra en son çocukların gün içinde barındıkları kreşi ziyaret ederek ziyaretimizi sonlandırdık. Katılımcılarımızın hemen hepsi ilk kez yaşadıkları bu deneyimin onlar için önemini dile getirdiler.
Öğleden sonra ise çalışmamızın ikinci ayağı olan toplantımız gerçekleşti. Bu toplantıya sabahki ziyarete gelemeyenlerin da eklenmesiyle toplamda 20 kişi katıldı. Toplantımız CİSST Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kıraç’ın derneği anlatan ve geçmiş çalışmalardan bahseden tanıtımıyla başladı. Daha sonra tüm katılımcılarımız kendilerini ve temsilcisi oldukları örgütleri kısaca tanıttılar. Bunu takiben, cezaevlerinde yürütülebilecek çalışmalara dair iyi bir örnek olarak Ulrike Möntmann adında Hollandalı bir sanatçının Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki kadın cezaevlerinde yaptığı bir çalışmayı kendisinden dinledik (http://www.thisbabydollwillbeajunkie.com). Sanatçının çalışması, cezaevindeki kadınların kısıtlanmışlıklarına rağmen kamusal alana dahil olmalarını, kişisel hikayeleri üzerinden görünürlüklerini arttırarak mümkün kılıyor. Türkiye’de de çalışmanın yapılması için kendisine desteğimiz sürecek.
Toplantının kalan kısmı, yer yer hararetli tartışmalarla öğleden önceki ziyaretimiz sırasında dikkatimizi çeken noktaların tartışılması ve geleceğe dair bir yol haritası çizilmesiyle sürdü. Tartışılan ilk mesele cezaevinde çalışan kadınların aldıkları düşük ücret oldu. Cezaevindeki kadınlar asgari ücret üzerinden sigortalanırken çalıştıkları gün başına 5,5 TL alıyorlar. Bazı katılımcılarımız bu ücretlendirmeyi haksızlık olarak nitelendirerek üzerine gidilmesi gerektiğini savundular. Öte yandan buna alternatif düşünceler ortaya atıldı. Cezaevindeki atölyelerden çıkan üretimin fazla getirisi olmayacağı gerçeği üzerinden ücretlendirmeden çok meselenin mesleki eğitim kısmına daha çok vurgu yapılması gerektiğini savunuldu. Ayrıca bu kadınların bir ceza kurumunda bulundukları hatırlatılarak ücretlendirmenin bir ödüllendirmeye dönüşebilecek şekilde olamaması gerektiği belirtildi. Cezaevindeki bu uygulamanın dünyadaki diğer örneklerle kıyaslandığında model olabilecek bir yaklaşım olduğu dile getirildi. Bunu haricinde atölyelerin çeşitlendirilebileceği, hükümlülerin cezaevi süreci sonrası kendi yeteneklerine göre yapabilecekleri işlere yönlendirilmeleri yani mesleki eğitimin çeşitlendirilmesi gerekliliği üzerinde duruldu. Bu tartışmanın hemen herkeste bıraktığı izlenim aslında Türkiye ve dünyada cezaevlerinin işleyişine dair ne kadar az bilgimiz olduğu yönündeydi.
Üzerinde en çok durulan ikinci bir nokta cezaevindeki sağlık hizmetleriydi. Ceza infaz kurumlarında sağlık mevzuunda ilk elden sorun olarak karşımıza çıkan konular hekim ve sağlık personelinin azlığı, ring aracının azlığı ve ambulans bulunmayışıydı. Bu konular hakkında halihazırda cezaevlerinde çalışmalar yürütmekte olan Türk Tabipler Birliği’nden katılımcımız bizi bilgilendirdi. Buna göre, bundan böyle ceza infaz kurumlarındaki sağlık personelinin atamalarını Adalet Bakanlığı değil Sağlık Bakanlığı üstlenecek, bir çeşit aile hekimliği yürürlüğe girecek. Ancak diğer problemlerle bir arada düşünüldüğünde bu da bir çözüm olmaktan ziyade yeni sorunları gündeme getirebilecek bir yaklaşım. Geçici görevlendirmelerle çalışacak personelin hastalara dair bilgi aktarımının yetersiz olacağı, genel olarak hasta takibinin sıkıntılı olduğu, önleyici değil tedavi odaklı bakımın söz konusu olduğu ve rutin taramaların gerçekleştirilmediği bu bilgilendirmeyle aktarıldı.
Sorun olarak ortaya çıkan tüm bu konulara dair toplantıdan çıkan talepler ise şu şekilde sıralandı:
- Mesleki eğitimler çeşitlendirilmeli,
- Sabit sağlık ekibi olmalı (örneğin bir doktor ve iyi donanımlı bir ambulans),
- 6 ayda bir rutin sağlık kontrolleri yapılmalı, koruyucu değil önleyici bakım uygulanmalı,
- Standartlar konusunda uluslar arası sözleşmelerin gereklerine uyulmalı,
- Pozitif ayrımcılık uygulanmalı; kadınların acil sağlık, hijyen ihtiyaçları ertelenmemeli (yerinde müdahale için teçhizat bulundurulmalı),
- Tutuklu ve hükümlülere sağlık hakları anlatılmalı, sağlık okuryazarlığı eğitimleri verilmeli (örneğin HAYAD, Mavi Kalem Derneği, Mazlumder’in yaptığı çalışmalar gibi)
- Cezaevlerinde kalan hükümlüler içeride bulundukları süre zarfında okuyacakları okullar için harç/kayıt ödemelerinden muaf tutulmalı,
- Cezaevi sivil personeli arttırılmalı (örneğin psikologlar),
- Uygulamaların bağımsız takibi ve izlenmesi için çalışmalar yapılmalı, kadın örgütleri il izleme kurullarına katılmalı (Amargi’de gündeme getirilmesi konuşuldu)
Bu taleplerin gündeme getirilerek gerçekleştirilebilmesi için izlenecek yöntemler olarak ise şunlar önerildi:
- Ceza ve Tutukevleri Genel Müdürlüğü’ne gerçekleştirilecek bir ziyaretle talepler sunulabilir.
- Ceza infaz kurumlarında kadınların yaşadıkları sorunlara dair araştırmalar başlangıç noktası olabilir.
- İl izleme kurullarının sivil üyeleri olabilmek için başvurulabilir.
Sabah saatlerinden başlayarak akşama kadar süren çalışmamız tüm katılımcılarımızla birlikte yediğimiz akşam yemeğiyle birlikte sona erdi. Ancak, meselenin burada kalmayacağını katılımcılarımızın çabalarıyla cezaevlerindeki kadınlara dair yaptığımız bu çalışmanın ilerleyeceğini ve ortaya konan taleplerin önerilen yöntemlerle birlikte sağlanacağını umut ediyoruz. Tüm katılımcılarımıza ve bu çalışmayı maddi destekleriyle mümkün kılan Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu’na teşekkür ederiz.
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği |
 |