06.09.2010
 
DEVAM EDEN PROJELER

geri

F TİPİ CEZAEVLERİ PROJESİ
"ORTAK ALANLARIN KULLANIMI
"

SANAT ATÖLYELERİ PROGRAMI

     ‘Sanat İnsanın Kendisiyle ve Başkalarıyla Kurduğu İlişkileri Onarır’

Uygulamaya çalıştığımız sanat atölyelerinin çıkış noktası sanattan bir mucize beklemeden “sanat yoluyla ilişki kurmak”, “sanatın onarıcı işlevinden faydalanmak ve sanat yoluyla sekteye uğramış becerileri, algıları ve ilişki biçimlerini yeniden mümkün kılmak”, “sanat aracılığıyla yaşamla kurulan bağları güçlendirmek” gibi nispeten mütevazı hedefler hedefler üzerine kuruludur. Ağırlıklı olarak risk altındaki çocuk ve ergenlerle yürütülen çalışmaları, zaman içerisinde farklı gruplarla deneme şansımız da oldu ve gördük ki sanat, güç koşullar altında yaşayan  tüm gruplarla ilişki kurmada ve onarıcı bir etki yaratmada oldukça güçlü bir araç. Bugüne kadar sanatı bir araç olarak kullanarak iletişim kurduğumuz gruplar arasında sokakta çalışan, aile içi şiddet öyküsü bulunan ve eğitimden kopma riski olan çocuklar, cinsel istismara uğramış genç kızlar yer aldı. Son üç yıl içerisinde ise psikiyatrik teşhis almış ve zihinsel engelli kişiler ile yakınları, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler gibi gruplarla da sanat atölyeleri çalışması yapıldı.

Farklı gruplar ile iletişim kurma konusundaki yeni yöntemler sanat atölyelerinin  kullanılması yoluyla uygulandı.Yapılan çalışmalardaki deneyimimiz, sanatı bir yöntem olarak seçerken tasarladığımız ilişki kurmayı kolaylaştırma, onarma, yeniden mümkün kılma, yaşamla kurulan bağları güçlendirme gibi amaçlara ulaşmamızda her seferinde bir kez daha sanatın ne kadar etkin bir araç olabileceğini gösterdi. Sanat atölyelerinde seçilen yöntemler, çalışılan grubun özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre birtakım esnekliklerle uygulandığında hep olumlu sonuçlar doğurdu.

Cezaevi gibi kapalı kurumlardaki insanların  yaşam alanları kurum sınırları içerisinde kalmaktadır. İlişki kurdukları kişiler diğer mahkumlar, cezaevi personeli ve sıklıkla ilişki kurduğu kişi kendisi olmaktadır. Kendisinde ve sosyal çevrede yaşanan yıkıcı değişiklik kişinin duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Geçmişte yaşadıkları ve unutulamayan anılar o kadar güçlü ki, kişiler çoğu zaman kendilerini çaresiz ve kabullenmiş hissederler. Bu sınırları çizilmiş yaşam alanları içerisinde oraya ait olma ve dışarıyla ilişkinin kesilmesi kimi zaman yaşamla olan bağlarının daha da zayıflamasına yol açmaktadır. Fiziksel ve sosyal çevrelerinde geçirdikleri yaşantılar onların üzerinde herkeste olduğundan daha fazla etkili olmuş denebilir. Bu sebeple bu kişilerle  bir arada olmanın onların geldiği hayat koşullarından kaynaklanan pek çok zorluğu vardır. Travmatik yaşantılar, iletişim kurmanın zorluğu, çalışmalarda onların  ilgisini ve katılımını sürekli kılmanın güçlüğü gibi sorunlarla karşılaşılma riski vardır. Bu yaşantıların hissettirdiklerini anlatabilmek için sanatsal çalışmalar yeni bir dil olanağı sunmakta. Sanatın sağladığı yaratıcı ve özgür ifadeye imkan veren sınırsız dil, kolay iletişim kurulmasına yardımcı olmaktadır.

Herkesin şu veya bu sebeple cezaevine girme riski olduğunu düşünürsek, içeride de olsan yaşam devam ediyor ve bir gün tekrar cezaevine dönmemek üzere dışarıda insanların arasında olacaksın. İşte o günler için sanatsal üretim etkisini gösterebilir. Tutuklu/hükümlüde, sanat atölyelerinin sağlayacağı olumlu değişim ve dönüşüm hemen gerçekleşmeyebilir. Bu tip yaşamsal değişimler o an için kendini göstermese de gelecekte her an kendini gösterebilir. Sabırlı ve sürekliliği olan bir çalışmayı benimsemek gerekir.

Sanat Atölyeleri Nedir? Cezaevine Nasıl Fayda Sağlar?


Sanat eğitimi aktiviteleri kişinin kendini anlatma ve anlayabilme olanakları bulabileceği en uygun ortamlardır. Farklı kültür ve düşüncelerin bir arada olduğu cezaevi ortamında, sanat atölyeleri anlatma ve anlayabilmeyi kolaylaştırmaktadır.Resim, heykel, seramik, tiyatro, müzik, sinema, edebiyat gibi sanatsal, kültürel ve sosyal  aktiviteler ile bedensel ve ruhsal olarak yaşanan güçlüklerin üstesinden gelinmeye çalışılabilir. Sanatsal üretim, kişinin içinde sakladığı ve bir türlü kontrol edemediği kötü anılarını kendi yarattığı bir resme, heykele, tiyatroya ya da müzik parçasına dönüştürerek, kişide kontrol hissinin uyanmasına yardımcı olur, çaresizlik hissini azaltabilir.Sanat çalışmalarını bir çeşit terapi yöntemi olarak kabul edersek, atölyeler tutuklu/hükümlülerin ve ceza infaz kurumu personelinin içerideki yaşamsal bağlarını güçlendirmektedir.
Sanat atölyeleri tutuklu ve hükümlünün kendini ifade etmesi ve dünyayla ilişki kurması için kullanabileceği yeni bir dil olanağı sunmaktadır. Bu yeni dil, gerek cezaevi hayatı gerekse cezaevinden çıktıktan sonra, kişinin yaşamla bağlarını kuvvetlendirici ve suçu tekrar etme olasılığını azaltan bir araç olacaktır.
Hepsinden önemlisi, cezaevinde yürütülen sanatsal aktivitelerin sağladığı psiko-sosyal desteği bir çeşit terapi yöntemi olarak kabul edersek, dışarıya çıkan tutuklu ve hükümlülerin tekrar cezaevine girmelerini önleyici  etkisi olacaktır.

Cezaevlerinde Neden  Sanat Atölyeleri Olmalıdır?

Sağlıklı kişilik gelişimi için üretmek vazgeçilmez bir unsurdur. Kişi, üreterek kendini ifade edebildiği takdirde, başarı ve özgüven duygularına sahip olabilir. Bu başarı ve özgüven gücü ise, bireyin içinde bulunduğu her türlü yaşam alanını olumlu etkiler. Bu özgüven, sosyal bir varlık olan bireyin cezaevinde en çok ihtiyaç duyulan anlayış, karşılıklı sevgi, saygı içinde yaşama ortamını sağlamayı kolaylaştırır. Sanat eğitimi kişide; kendini ifade becerilerini, grup içindekilerle paylaşımını, el becerilerini ve ortak davranış bilincini geliştirir. Sanatı bir görme biçimi olarak algılarsak, sanat eğitiminin de görme, düşünme ve üretme bütünlüğü içinde cezaevinde yaşamak için vazgeçilmezliğini ortaya koyar. Sanat eğitiminin bu anlamda en önemli katkısı cezaevindeki insanın hem fiziksel hem de psikolojik olarak gerilemesini engellemesidir.

Sanat Eğitimi Cezaevi Personeli ve Tutuklu-Hükümlü Arasındaki İlişkiye Nasıl Katkı Sağlar?
Sanatsal aktiviteler sorun ve çatışma çözme, öfkeyi kontrol etme ve iletişim kurma gibi sosyal becerilerin gelişmesini sağlamaktadır. Ceza infaz kurumu personelinin de çalışmaların içerisinde yer alması, ortak çalışmalar ile kurum personeli ve tutuklu/hükümlülerin arasındaki ilişkileri güçlendirmektedir. Çünkü sanat eğitimi aktiviteleri kişinin kendini anlatma ve anlayabilme olanakları bulabileceği en uygun ortamlardır. Farklı kültür ve düşüncelerin bir arada olduğu cezaevi ortamında, sanat aktiviteleri anlatma ve anlayabilmeyi kolaylaştırmaktadır. Sanat çalışmalarını bir çeşit terapi yöntemi olarak kabul edersek, atölyeler tutuklu/hükümlülerin ve ceza infaz kurumu personelinin içerideki yaşamsal bağlarını güçlendirmektedir.

Sanat Atölyeleri Cezaevinde Birarada Yaşamı Nasıl Kolaylaştırır?

Cezaevlerinde uygulanacak sanat atölyeleri hem cezaevi personelini –ceza infaz memurları, psikolog, sosyal hizmet uzmanı-öğretmen hem de tutuklu/hükümlüleri bir araya getiren yaratıcı üretimi teşvik eden ortamlar olarak planlanmalıdır. Sanat atölyeleri personelin ve tutuklu/hükümlülerin kendilerini birer taraf olarak görmekten, birlikte yürütülen bir faaliyetin parçası olarak görme aşamasına geçiş sürecinin en temel koşullarını oluşturan aktiviteler olacaktır. Bu da tutuklu/hükümlünün içeride olmayla oluşan olumsuz duygularını azaltmakla birlikte, personelin de hükümlüye bakışını, davranış şeklini iyileştirici bir olanaktır. Çünkü personel ile tutuklu/hükümlü arasındaki “öteki”lik ilişkisi kırıldığında ortaya daha sağlıklı bir cezaevi ortamı çıkacağını ummaktayız.

Sanatsal Aktivitelerin Devamlılığı Nasıl Sağlanır?

Tutuklu/hükümlünün sanatsal üretimi ruh halinin dışavurumunu en iyi gösteren araç olacaktır. Böylece kişi düşünce ve duygularını ürettikleriyle somut ve görsel bir veri haline getirecektir. Hem cezaevindeki diğer tutuklu/hükümlülere ve cezaevi personeline hem de dış dünyaya kendisini tanıyabilme ve anlayabilmeyi sağlayacak iletişim malzemelerini sunmuş olacaktır. O halde sanat atölyeleri tutuklu ve hükümlünün kendini ifade etmesi ve dünyayla ilişki kurması için kullanabileceği yeni bir dil olanağı sunmaktadır. Sanat atölyelerinin temel amacının bu yeni dilin öğretilmesi ve benimsetilmesi olduğu düşünülürse sanatsal üretimle kendini ifade etmenin, belli saatlerle sınırlandırılmış bir atölye etkinliğinden çıkıp tutuklu/hükümlünün cezaevi yaşamının geneline yayılmış bir faaliyete dönüşmesi beklenir. Bu da, tutuklu/hükümlünün kendi odasını da birer üretme mekanı olarak kullanabilmesine bağlıdır. Odaya kapatılma halinin yarattığı fiziksel ve psikolojik yönden gerilemenin azaltılması üretim halinin devamlılığıyla sağlanabilir.

Ceza İnfaz Memurlarına Eğitim ve Süpervizyon Desteğinin Sağlanması

Cezaevlerinde uygulanan sanat atölyelerinin işleyişi uzman bir eğitmen tarafından gerçekleştirilmelidir. Ancak ‘ceza infaz memurlarının’ atölye yürütücüsü olması dışarıdan cezaevine gelecek uzman sanat eğitmenlerinin belirlenmiş tarih aralıklarında atölye yürütücüleri olmalarından daha başarılı bir yöntemdir. Genel anlamda da tüm cezaevi personeline sanatın ilişki kurmak için neden bir araç olarak kullanıldığı ve önemi konusunda bilgi aktarımı yapılmalıdır. Bu durumda ilk adım halen atölyelerden sorumlu ve atölye yürütücüsü olmaya istekli ceza infaz memurlarının sanat atölyesi eğitiminden geçirilmesidir.Proje süresince devam edecek eğitim ve süpervizyon desteği her cezaevinde atölye yürütücülerinin ceza infaz koruma memurlarının olmasını sağlayacaktır.

Atölyelerde Mekansal Düzenlemenin Yapılması

Şu anda cezaevlerinde varolan atölyelerin gerekli mekansal düzenlemelerinde eksiklikler bulunmaktadır. Atölyelerde mekansal düzenleme atölyenin sağlıklı devam edebilmesi için önemli bir faktördür. Atölye on hükümlünün rahatça kullanabileceği şekilde düzenlenmelidir. Yapılan çalışmaların rahat sergilenmesi için boş alanların iyi değerlendirilmesi gerekir. Atölyenin bulunduğu koridor sergilerin düzenlenmesine uygun hale getirilmelidir. Proje süresince bu koşullar sağlanılmasına özen gösterilecektir.

Sanat Atölyeleri Uygulama Yöntemi


Ceza infaz kurumlarında uygulamaya çalıştığımız sanat atölyeleri programları, uzmanlaştırma çabasından çok yaratıcılık, sosyal becerilerin gelişmesi, sorun ve çatışma çözme, öfkeyi kontrol etme ve iletişim kurma üzerine kurulmuştur. Böylece  kişi kendini anlatma ve anlayabilme olanaklarını da  bulmuş olacaktır. 
Cezaevinde kullanılan atölyeler personel ve tutuklunun bir arada üretebildiği ortak kullanım alanları olarak düşünülecektir. Atölyeleri uzmanlaştırma çabasından çok sanatın iletişim aracı olarak kullanıldığı ortamlar olarak algılanmalıdır. Atölye yürütücüsü olan eğitmenler bütünleştirici bir iletişim ortamı yaratmalıdır. Atölyede sorumlu bir infaz memuru olacak, psikolog ve sosyal hizmet uzmanları atölyelerin gidişatını izleyecek ve ceza infaz memuru ve tutuklu/hükümlülerden alacakları geri bildirimlerle atölyelere eleştirel katkıda bulunacaklardır. Atölyeden sorumlu ceza infaz memuru koruyucu ve gözetici görevinin yanında sanat eğitmeni kimliğini de kendinde barındırmalıdır. Bu noktada ceza infaz memurunun da sorumlu olacağı atölyede yürütülecek sanat faaliyetine ilgi duyması ve aktif katılımı şarttır. Dolayısıyla ceza infaz memurunun da sanat atölyesi eğitiminden geçmesi motivasyonu artırıcı bir süreç olarak algılanmalıdır.

 

Proje Koordinatörleri
Zafer Kıraç
Gökhan Deniz