Kısa bir süre öncesine kadar ülkemizin en önemli sorunları arasında gösterilen ceza infaz kurumları, son yıllarda yapılan çalışmalarla hızlı bir değişim sürecine girmiştir.Çağdaş ve modern kurumların yapımı,fiziki koşulları uygun olmayan ya da küçük kapasiteli kurumların kapatılması, mevzuatın yenilenmesi,eğitim çalışmaları ve uygulamalar, kamuoyu, uygar dünya ve uluslararası kuruluşlar tarafından reform olarak nitelendirilmiş ve ilgi ile izlenmiştir.
Bu çalışmaların amacı, insan onuruna saygı çerçevesi içinde hükümlülerin kişisel gelişimleri için eğitsel, fiziksel, yönetsel ve sosyal ortamların hazırlanarak yeniden üretken ve saygın bireyler olarak tahliyelerini müteakip topluma kazandırılmalarıdır.
Konuşmamın başında ceza infaz kurumları ile ilgili sayısal veriler vermek istiyorum.
Ülkemizde 01/03/2007 tarihi itibariyle ;
29.460’ı hükümlü,10.183’ü hükmen tutuklu,37.782’si tutuklu olmak üzere toplam 77.425 hükümlü ve tutuklu barındırılmaktadır.
-393 kapalı ceza infaz kurumu,
-24 müstakil açık ceza infaz kurumu,
-3 çocuk eğitimevi,
-2 kadın kapalı ceza infaz kurumu,
-1 kadın açık ceza infaz kurumu,
-2 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 425 ceza infaz kurumu bulunmaktadır.Kapalı caza infaz kurumlarımızdan 31’inin bünyesinde açık ceza infaz kurumu da yer almaktadır.
Konuşmamın bu bölümünde reform çalışmaları öncesi kısaca manzarayı belirtmek istiyorum.
Bir ülkenin cezaevlerinin fiziki yapısı, uygulanan infaz rejimini belirleyen en temel unsurlardan biridir.Ülkemizde batılı uygulamaların aksine, topluluk sistemi olarak da adlandırılabilecek büyük koğuşların bulunduğu cezaevleri yapılmıştır.Bu cezaevleri iki katlı olarak planlanmış,üst katları yatak bölümü alt katları ise yemek yenilen,dinlenilen ve televizyon izlenen alanlar olarak ayrılmıştır.Kapasiteleri değişmekle beraber,70-80 bazen daha da kalabalık koğuşlar oluşmuştur.
Özellikle terör suçlularının sayısındaki hızlı artış ile koğuş sisteminin sakıncaları su yüzüne çıkmıştır.Ceza infaz kurumlarının oda,koğuş,malta ve şebeke bölümlerini birbirinden ayıran duvar ve kapılar, muhkem yapılmadığından, tutuklu ve hükümlülerce toplu olarak zorlandığında veya tüp,demir gibi sert cisimlerle vurulduğunda kolayca yıkılmış,bazı cezaevlerinde neredeyse tüm cezaevi tek koğuş haline gelmiştir.
Kalabalık koğuş sisteminin güvenlik zafiyeti yaratması nedeniyle infazda “güvenlik” ile at başı olması gereken “eğitim ve iyileştirme” faaliyetleri ciddi şekilde sekteye uğramıştır.Psiko- sosyal servisler ile eğitim bölümü çalışanları, işlevsiz hale gelmişlerdir.İnfazdan beklenen, mahkumun yeniden sosyalleştirilerek topluma kazandırılması amacı gerçekleştirilememiştir.
Kalabalık koğuş sistemine dayalı bu kurumlarda;tünel kazma,firar etme,isyan çıkarma,rehin alma,haraç toplama,koğuş ağalığı,kumar oynama,oynatma,sayım vermeme,aramalara engel olma,avukat görüşlerini,cezaevi idaresine veya doktora çıkmayı,aile ve akraba ziyaretlerini örgüt iznine tabi kılma,tutuklu ve hükümlüleri sorgulama, açlık grevine ve ölüm orucuna zorlama,ölüm dahil bir takım bedensel cezalara mâhkum etme,koğuş kapılarını kapattırmama,hastane ve duruşmaya gitmeme,eğitim ve iyileştirme çalışmalarını engelleme,dışarıya eylem talimatı verme,kurum görevlilerini rehin alma,yaralama,öldürme,koğuşlara yasa dışı resim,pankart ve afişler asma,koğuşlarda suç eşyası bulundurma gibi olumsuzluklar yaşanmıştır.
Bu olumsuzlar ceza infaz kurumu personelini yıldırmış,motivasyonları neredeyse tamamen kaybolmuştu.
Fiziki,mali,mevzuat,personel ve eğitim alanlarında devrim niteliğinde değişimler sağlanarak bugünkü tablo gerçekleştirilmiştir.
Şimdi de yapılan bu değişimleri kısaca belirtmek istiyorum.
Koğuş sisteminden kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesine yönelik yapılan çalışmalar çerçevesinde, mevcut ceza infaz kurumlarının fiziki yapılarına müdahale edilerek, hükümlü ve tutukluların bireysel gelişimlerine olanak tanıyacak,güvenliği tesis edecek şekilde büyük koğuşların daha küçük odalara dönüşümüne karar verilmiştir.Alınan bu karar uyarınca; 45 E tipi, 5 H tipi, 22 M tipi, 1 il kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 73 cezaevi oda sistemine dönüştürülmüştür.
Koğuşlar, yapılan fiziksel değişikliklerle 2-4-6-8 kişilik odalar halinde tanzim edilmiştir.Ayrıca bu cezaevlerinin büyük onarımları yapılarak, fizikî zafiyetleri giderilmiş, banyo, tuvalet, mutfak ve yemekhaneler yenilenmiştir.
Türk cezaevi mimarisinde, her koğuşun önünde havalandırma avlusu olarak tanımlayabileceğimiz ve güneşin doğuşundan batışına kadar açık tutulan ve mahpusların bir arada bulunduğu bir bahçeye her zaman yer verilmiştir.Oda sistemine dönüşüm aşamasında da bu bahçeler muhafaza edilmiş ancak düşen kapasiteye paralel olarak, her odanın müstakil yararlanabileceği alanlara bölünmüştür.
Oda sistemine dönüşüm ile beraber kurum güvenlikleri sağlanmış bunun doğal sonucu olarak eğitim ve iyileştirme faaliyetleri hızla artmıştır.
Fiziki yapıları itibariyle oda sistemine dönüşümü mümkün bulunmayan ceza infaz kurumları, genel iyileştirmeye tabi tutulmakla beraber kapatılma kararları alınmıştır.Bu kurumların yerini alacak olan çağdaş ve modern ceza infaz kurumlarının yapımı ise sürdürülmektedir.Kısa bir zaman dilimi içerisinde hizmete açılmaları planlanmıştır.
İnfazın amacı,hükümlü ve tutukluların sadece firara karşı tedbirlerle donatılarak muhafaza edilmesi olmayıp,kurumda bulunulan süre içerisinde eğitim ve iyileştirme faaliyetleri ile beraber yeniden topluma uyumlu birey olarak dönüşümünün sağlanmasıdır.Yeniden yapılanma süreci içerisinde,kurumların sosyal, kültürel, sportif faaliyet alanları modernize edilmiş,yüksek kapasiteli kurumlarda mevcut alanların yetersiz kalması nedeniyle 20 kurumumuzda iş ve eğitim atölyeleri,sosyal ve kültürel faaliyet alanları,açık ve kapalı spor alanları bulunan ek üniteler yapılmıştır.
Hükümlüler, ceza infaz kurumunda bulundukları süre içerisinde edindikleri beceriler ile özgüvenleri artmakta, tahliye sonrası dahil olacakları sosyal çevreye sorunsuz uyum sağlayabilmektedirler.
Ülkemizdeki 425 ceza infaz kurumuna karşın, Türkiye nüfusuna ve mahkum kapasitesine yakın bir nüfusa sahip İngiltere’deki cezaevi sayısı 139’dur. Yine nüfus itibariyle Türkiye büyüklüğündeki Fransa’da cezaevi sayısı 182, Almanya’da 248’dir. 1986 yılında 700 civarında cezaevine sahip İtalya’da, 2002 yılı itibariyle cezaevi sayısı 230’a indirilmiştir.
Ülkemizdeki küçük kapasiteli ceza infaz kurumlarının birçoğunda hükümlü ve tutuklu sayısı personel sayısından daha azdır. Bu cezaevlerinde fizikî şartlar ve düşük kapasite nedeniyle, eğitim ve iyileştirme imkanları ya hiç verilememekte ya da çok sınırlı verilebilmektedir. Ayrıca bu cezaevlerinin işletilmesi, ekonomik açıdan da büyük maliyetler yaratmaktadır.01/01/2000 tarihinden bu yana 146 ceza infaz kurumu kapatılmıştır.
Ceza infaz kurumlarımda yaşanan aşırı kalabalıklaşma,terör ve çıkar amaçlı suç örgütü mensuplarının sayılarındaki hızlı artış,koğuş sisteminin yarattığı zafiyetler, ancak ciddi ve köklü fiziksel bir yenilenme ve yapılanma ile aşılabilirdi.Bu kararlıkla, uluslar arası belgeler,çağdaş ülke uygulamaları etraflıca incelenmiş,Türk insanına özgü koşullar gözetilmiş, tam donanımlı,çağdaş infaz rejimi gereklerine uygun,güvenlik standartları yükseltilmiş cezaevi mimari projeleri yaratılmış ve uygulamaya geçilmiştir.
01/01/2000 tarihinden bu yana 23 ceza infaz kurumu yapılarak hizmete açılmış,ayrıca 6 atıl kamu binası onarımlarla açık ceza infaz kurumuna dönüştürülmüştür.Halen 28 ceza infaz kurumunun da yapımları devam etmektedir.
Hükümlü ve tutuklu sayısal yoğunluğu açısından üç büyük kentimiz olan Ankara,İstanbul ve İzmir için özel düzenlemeler yapılmış,kısa vadeli çözümler yerine köklü ve geleceğe yönelik kalıcı çözümler esas alınmıştır.Şehir yerleşim alanları dışında birden fazla ceza infaz kurumunun yer aldığı ceza infaz kurumları kampuslerinin yapımı gerçekleştirilmiştir.Bu kampuslerde, birden fazla ceza infaz kurumuna hizmet eden, ortak ısıtma, arıtma, su deposu, trafo, mutfak, çamaşırhane,personel lojmanları,sağlık ünitesi,kreş ve duruşma salonları bulunmaktadır.
Ankara ili Sincan ilçesindeki Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampusünde, ikişer adet F ve L tipi, birer adet kadın, çocuk ve gençlik kapalı ile açık ceza infaz kurumu olmak üzere 7 kurum yer almaktadır.2000 ve 2003 yıllarında F Tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumları açılmış olup, 1/7/2006 yılı içinde geriye kalan cezaevleri hizmete alınarak tamamı faaliyete geçirilmiştir.Dünyada ve ülkemizde model olan bu Kampus başarıyla işletilmektedir.
İstanbul ili orijinli yaklaşık 13.000 hükümlü ve tutuklu bulunmasına rağmen ildeki cezaevi kapasitesi 5.172’dir.İstanbul’da barındırılması gereken fark, kapasite yetersizliği nedeniyle ülkemizin çok değişik illerine dağıtılmak zorunda kalınmaktadır.Bu da hem mahkum yakınları için hem de sevkler nedeniyle Devlet için maddî ve manevî külfetler getirmektedir.Mevcut sorunların çözümüne yönelik çalışmalar tamamlanmış ve icra safhasına geçilmiştir.
Bu kapsamda İstanbul ili Silivri ilçesindeki kampusde, sekiz adet L tipi kapalı ve bir adet açık ceza infaz kurumu olmak üzere 9 cezaevi yer almaktadır. Kampusun büyük bir bölümünün 2007 yılı içinde tamamımın ise 2008 yılı içerisinde hizmete açılması planlanmıştır.
İstanbul ili Maltepe ilçesindeki kampusde, üç adet L tipi, birer adet çocuk ve gençlik kapalı ile açık ceza infaz kurumu olmak üzere 5 cezaevi yer almaktadır. Kampusun 2007 yılı Kasım ayı içinde hizmete açılması hedeflenmiştir.
Fizikî koşulları itibariyle olumsuzlukları bulunan ve çağdaş infaz rejimi gereklerinin yerine getirilmesinde güçlük yaşanan İstanbul Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevinin yıkılarak yerine modern bir kadın cezaevi yapımı kararlaştırılmış olup 2007 yılı Ekim ayı içerisinde hizmete girmesi planlanmıştır.Bu cezaevinde bulunan kadın tutuklular, 4 ay gibi kısa bir sürede bütünüyle tadilatı yapılıp çağdaş bir görünüme kavuşturulan Paşakapısı Cezaevine nakledilmişlerdir.İstanbul Paşakapısı Cezaevi, kadın tutukluların statüsüne, fiziksel ve ruhsal yapılarına ve topluma kazandırılma amaçlarına uygun olarak, tarihsel ve kültürel özelliğine önem verilerek restore edilerek çağdaş ve modern bir kadın tutukevi haline getirilmiştir.Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun tamamlanmasına müteakip kadın hükümlü ve tutuklular buraya nakledileceklerdir.
İstanbul Metris Kapalı Ceza İnfaz Kurumu fiziksel yapısındaki zafiyetlere rağmen kapasitesinin çok üzerinde hükümlü ve tutuklu barındırmaktadır.Kalabalık koğuş sistemine göre inşa edilmiş olan mevcut cezaevinin yıkımı kararlaştırılmış olup,aynı taşınmaz üzerine oda sistemi esasına dayalı uluslararası standartlara uygun iki T tipi kapalı cezaevinin yapımı sürdürülmektedir.Birincisi 2007 yılı Mart ayı ikincisi ise Kasım ayı içerisinde yeni kurumlarımız hizmete girmiş olacaktır.
Yapımı tamamlanan ya da sürdürülmekte olan ceza infaz kurumlarımızın tamamında, Birleşmiş Milletler Minimum Cezaevi Standart Kuralları ile Avrupa Konseyi Cezaevi Kurallarında belirlenen fiziki koşulların tamamına uyulmuş,hatta daha da ötesine geçilerek insan hakları ve kişinin özel yaşamına saygı ilkeleri üst seviyede gözetilmiştir.Bireysel odaların alan genişliği uluslar arası normların da üzerinde olupyüksek güvenlikli kurumlarımız dahil yapılan tüm cezaevlerimizde bireysel odaların alanı en az 12 metrekaredir.
Ankara ve İstanbul ceza infaz kurumlarına yönelik çalışmalara müteakip bir diğer metropol kentimiz olan İzmir ilinin ceza infaz kurumu sorununun çözümü amacıyla çalışmalar başlatılarak proje ihalesi gerçekleştirilmiştir. İzmir ili Aliağa ilçesindeki kampusde, 4 adet T tipi,birer adet çocuk ve gençlik kapalı,kadın kapalı ile açık ceza infaz kurumu ve diğer ortak tesisler yer alacaktır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 18’inci maddesi uyarınca akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunan hükümlüler için Adana, Elazığ, Manisa ve Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında üniteler yapılmıştır. Ayrıca yapımı sürdürülen İstanbul Metris T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bünyesinde 158 kişi kapasiteli sağlık ünitesi yapımı ihalesi 21/02/2007 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
İnfazdan beklenen çağdaş anlayışın yerine getirilmesinde, infaz personelinin önemi büyüktür.Ceza infaz kurumlarında; infaz koruma memuru, cezaevi katibi, idare memuru, müdür, öğretmen, doktor, psikolog, sosyal çalışmacı, psikiyatrist, pedagog, aşçı,kaloriferci gibi çok çeşitli meslek grupları görev yapmaktadır.Her personel grubunun, birbirleriyle çatışabilen farklı beklentileri ve sorumlulukları bulunmaktadır.Farklı personel grubunun aynı amaca ve hedefe yönlendirilmesi, infazdaki kaliteyle doğrudan ilişkilidir.Kurum bilinci artırılmış,yaptığı görevin öneminin farkında olan,cezaevi yönetimine aktif katılan,sorumluluk alabilen,iyi eğitilmiş ve stresle baş edebilen personel, cezaevi reformunun en önemli ayağını oluşturmaktadır.
Bu amaçla, ceza infaz kurumlarının ihtiyacı olan nitelikli personelin yetiştirilmesi ve mesleki eğitimlerinin sağlanması amacıyla, meslek öncesi ve meslek içi eğitimlerine imkan sağlayan bölge eğitim merkezlerinin kurulmasına ilişkin 4769 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanunu yürürlüğe konulmuştur.Bu Kanun uyarınca, tüm donanımları tamamlanmış, yatılı olarak tanzim edilmiş ve modern birer eğitim kurumları olan Ankara, İstanbul, Erzurum ve Kahramanmaraş Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri faaliyete geçirilmiştir. Her kademedeki 21.581 ceza infaz kurumu personeline hizmet içi eğitim verilmiştir.
Ceza infaz kurumu personelinin özlük ve sosyal hakları alanında önemli iyileştirmeler yapılmıştır. Bunlar;
1- 15/04/2004 tarih ve 25434 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yan Ödeme Kararnamesi ile Adalet Hizmetleri Tazminatı Artırılmıştır.
2- Adalet Bakanlığı ile Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü arasında 26/07/2005 tarihinde yapılan protokol çerçevesinde, Adalet Bakanlığının yurt içinde görevli en az lise ve dengi meslek lisesi mezunu, cezaevi 1. müdürleri, cezaevi 2. müdürleri, cezaevi idare memurları, cezaevi infaz koruma baş memurları, infaz koruma memurlarının, meslek eğitimi ön lisans programından geçirilmeleri ve bu suretle 2 yıllık yüksek okul mezunu statüsü kazanmaları amaçlanmıştır.
Şu ana kadar 2000 personelimiz bu eğitime başvurmuştur.
3- 28/10/2005 tarihli ve 25980 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumları Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği ile 4 yıllık üniversite mezunu olan infaz koruma memuruna 8 yılın sonunda ceza infaz kurumu müdürü olabilme imkânı getirilmiştir.
4- 29/12/2005 tarihli ve 26038 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumları Personeli ile Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Öğrencilerinin Kıyafet Yönetmeliği ile Personelin emniyet hizmetleri sınıfı ile eşitliği sağlanmış standartları yükseltilmiştir.
5-Ceza infaz kurumu yapımlarında mutlaka personel lojmanlarına yer verilmiştir.
Ceza infaz kurumlarımızda, fiziksel yenilenmeyle beraber iç mekanlarda da dinamik,canlı ve dış dünyaya sıkı sıkıya bağlı bir yaşam ortamı yaratılmaya çalışılmaktadır.
Tüm infaz mevzuatı yeniden gözden geçirilmiştir.Bu kapsamda kanun.tüzük ve yönetmelikler yenilenmiştir.Uygulama yeteneğini yitirmiş genelgeler gözden geçirilerek sadeleştirilmiş ve yeniden düzenlenmiştir.
Dünyanın her ülkesinde en fazla tartışılan kamu binalarının başında cezaevleri gelmektedir.Cezaevlerine bakış, o devletin hukuk kültürünü de belirleyen etkenlerden biridir.Avrupa Birliği katılım süreci içerisinde bulunduğumuz bu dönem içerisinde, cezaevleri alanında köklü reformlar gerçekleştirilmiştir.Ancak yakalanan bu nokta asla duracağımız yer değildir.Yenilenme ve yapılanma doğası gereği devamlılık gösterecektir.
Kısa bir süre öncesine kadar ülkemizin başta gelen sorunları arasında yer alan cezaevi sorunu çözüm yoluna girmiştir.Kalabalık koğuş sistemi terk edilerek çağdaş uluslar arası normlara uygun,insan onuru ve haklarına saygılı,eğitim ve iyileştirme alanlarına sahip,tam donanımlı ve güvenlik standartları yükseltilmiş ceza infaz kurumları yapımına hız verilmiştir.
İnfazın en temel amacı, hükümlünün ceza infaz kurumunda bulunduğu süre içerisinde sosyalleştirilerek yeniden topluma kazandırılmasıdır. Ceza infaz kurumlarında bu amacın yerine getirilmesine olanak sağlayacak fiziki alanlara ihtiyacı karşılayacak ölçüde yer verilmiştir.
Fiziki yenilenmenin büyük önemi ile beraber tek başına yeterli olmadığının farkında bulunan Genel Müdürlüğümüz, infazın kalitesini belirleyecek olan cezaevi personeline yönelikte ciddi açılımlar gerçekleştirmiştir.Öncelikle ifa edilen görevin toplumsal saygınlığı ve sorumluluğu vurgulanmış, merkez ve taşra ilişkileri kuvvetlendirilmiştir.Personel; eğitim merkezlerinde, sürekli eğitime tabi tutulmakta başta insan hakları olmak üzere bir çok konuda uzman kadrolarca eğitim verilmektedir.Moral ve motivasyonlarının üst seviyede tutulmasına yönelik psiko-sosyal destek programları uygulanmaktadır.
Sosyal bir hukuk devletinin doğal sonucu olarak cezaevlerinde bulunanlar, asla toplumun gözden çıkardığı bireyler olarak görülmemektedir.Bizler kendimizi, yardım ihtiyacı olduğuna inandığımız ve bir süre sonra birlikte yaşamak durumunda kalacağımız insanları, eğiterek sosyalleştirmek ve tahliye sonrası yaşama hazırlamak konusunda görevli ve ödevli hissediyoruz.
Deneyimlerimizin bize gösterdiği şudur ki, cezaevi gerçeğinin ancak toplumun her kesimi tarafından sahiplenilmesi halinde çözüm olanaklı hale gelebilmektedir.Sosyal sorumluluk çerçevesinde tüm kurum ve kuruluşların, iyi niyetli ve yapıcı katkılarına ihtiyaç duyulmaktadır. Sadece talep eden değil, sorunun çözümüne de katılan anlayışın cezaevleri alanında da önemli olduğu kuşkusuzdur.Bu bağlamda sivil toplum kuruluşlarının katkılarının artarak devamını beklemekteyiz.
Ülkeler, istisnalarına gösterdiği özen çerçevesinde modern toplum olabilmektedirler.Çağdaş dünyanın saygın bir üyesi olarak cezaevlerimizi de bu istisnalar arasında görüyoruz.
İnfazdaki temel amaç; tüketen, yararsız, miskin, asi, hayata küskün,kendisi ile barışık olmayan mahkum tipinden, üreten,toplumla ve kendisiyle barışık,hatalarından ders almış,kurallara uyan,kendisini sosyal çevre için yararlı hisseden mahkum tipine geçişin başarılmasıdır.
Kürşat HAMURCU
Hakim - Daire Başkanı |