06.09.2010
 
DUYURULAR

geri

Türkiye'deki Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevlerinde İnsan Hakları İhlalini Önleme

CİSST’ in yeni projesi AB tarafından desteklenmektedir

13 F Tipi Projesi

1- Faaliyetin anlamı

Türkiye, AB’ye giriş sürecinde insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasına yönelik geniş çaplı bir reform sürecini başlatmış olsa da, cezaevi koşulları insan hakları bağlamında gündeme getirilmesi gereken en önemli konulardan biri olmaya devam etmektedir. Türkiye hala denetimli serbestlik ile, kamuoyundan gizlenen cezaevi koşullarının teşhiri ve iyileştirilmesi için çalışan ulusal ve yerel STK’ ların eksikliğini hissettiğinden, hükümlü / tutuklular insan haklarının ihlali konusunda en savunmasız gruplar arasında bulunmaktadır.


Türkiye’de özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra cezaevindeki özellikle siyasi suçlulara karşı sistematik ve ciddi insan hakları ihlalleri görülmüştür. Cezaevlerine dair insan hakları meseleleri, 20 farklı cezaevinde Yüksek Güvenlikli F Tipi cezaevlerinin kurulmasına karşı yapılan açlık grevlerini durdurmak için 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan ve 30 tutuklu ile 2 askerin ölümüyle sonuçlanan “Hayata Dönüş Operasyonu” nun ardından daha fazla gündeme gelmiştir. Yüksek Güvenlikli F Tipi cezaevlerindeki tecrit politikasını protesto etmek amacıyla 7 yıl boyunca yürütülen ölüm oruçları 122 ölümle sonuçlanmıştır. Yüksek Güvenlikli F Tipi cezaevlerindeki sosyal aktiviteler cezaevi rejimi ve devam eden protestolar yüzünden, neredeyse gerçekleşmez hale gelmiştir. Cezaevi rejiminin tutuklu/ hükümlülerin tecridine yol açması ve onların psikolojik durumlarını kötü yönde etkilemesine dair sürekli şikayet ve protestolar vardır. Açlık grevleri, hükümet 2007 Mart’ında Yüksek Güvenlikli F Tipi cezaevlerinde tecrit koşullarını azaltan bir genelge yayınladığında sona erdi. Genelge, ortak alanlarda 10 tutuklunun haftada 10 saat koşulsuz bir araya gelmesine izin vermektedir. Buna rağmen, genelgenin uygulanmasında bir model oluşturmak için CİSST ve Anadolu Kültür’ün sanat atölyeleri ve ayrıca sosyal faaliyetler düzenlediği Tekirdağ F tipi cezaevi hariç, genelge uygulanamamıştır.


F tiplerinde kapasite (nüfus) aşımı görülmemesi ve normal cezaevlerine göre daha iyi fiziksel koşullar olmasına rağmen yasal kısıtlamaların ve  diğer tutuklularla fiziksel karşılaşmayı en aza indiren ve ortak alan kullanımını sınırlayan mimari yapının neden olduğu tutuklular arasındaki ve dış dünyayla iletişimdeki kısıtlamalar, tecrit, karşılıklı önyargı ve kötü muameleden kaynaklanan cezaevi personeli ve tutuklular  arasındaki gerginlikler, insan hakları konusunda büyük sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Tutukluların özgürlüklerinden mahrum olmak dışında herhangi bir güçlük ve baskıya maruz kalmayacağı öngörülmesine rağmen, birçok hak ve özgürlüklerinden mahrum kaldıkları görülmüştür. Tecrit koşullarında yaşadıklarından, tutuklular hala genelgenin kendilerine tanıdığı haftada “10 saat görüşme” ve “sosyal aktiviteler sayesinde kendilerini ifade etme” hakkından yoksundurlar.


Tecridi kademeli olarak aşmayı hedefleyen genelgenin uygulanmasındaki başarısızlığın sebepleri, ortak alanların düzenlenmesi için eğitilmiş bir personel ve tutukluların sosyalleştirilmesi için ayrılmış bir odanın eksikliği “bir model” olarak tanımlanmıştır. Her ne kadar uluslararası ceza sistemi standartları cezaevi hayatının normalleşmesi ve sosyalleşmeyi vurgulasa da, Türkiye’deki cezaevi yönetimi, öğretmenler, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları dahil personel, “güvenlik” adına sosyal ve kültürel ihtiyaçları gözardı etmektedir. Tutuklular için en basitinden bir sosyalleşme ve sohbet odası sağlanmamış olup, tutuklular sohbet etmeleri için doğrudan atölyelere ve kütüphaneye yönlendirilmişlerdir. Bu basit seçim, mekanların kendi amaçları doğrultusunda kullanılmasına izin vermemektedir. Dahası, her F Tipi’nde en az 2 atölye olmakla birlikte hiçbir cezaevi yönetimi ya da personeli kendiliğinden ya da yerel STK’ larla işbirliği içinde tutuklular için atölyeler ya da eğitimler düzenlememektedir.


Bu proje özellikle Türkiye’de 13F Tipi’nde devam eden tecrit pratiklerini ele alır: cezaevi personeli (psikolog ve sosyal hizmet uzmanı dahil) ve tutuklular arasındaki ilişkileri iyileştirmek, ortak alanların kullanımını düzenlemek konusunda cezaevi personelinin yetersizliğini aşmak, ulusal ve yerel düzeyde cezaevlerini bağımsız denetimi için motive ve mobilize etmek. Projenin hedef grupları; 13 F Tipi’ndeki 4756 tutuklu, cezaevi yönetimi ve ceza infaz memuru, psikolog, öğretmen ve sosyal hizmet uzmanları dahil üzere bütün personelin yanı sıra gelecekte bu türden gayretlerde bulunmaya istekli ulusal ve yerel STK’ ları kapsamaktadır.

2- Faaliyetin tanımı ve etkililiği

Altyapı

Cezaevlerinde tutukluların sosyalleşmesi için kanallar açmanın ve sivil toplum örgütlerinin cezaevine girmesinin cezaevlerinde hem fiziksel koşullar hem de işleyiş açısından iyileşme sağlayacağına inanarak, CİSST ve Anadolu Kültür 2007 yılında Türkiye’de F Tiplerinde uygulanmak üzere ilk defa bir proje hazırlamıştır.

Bu kapsamda, 2007 Mart genelgesinden sonra cezaevinde bir yıl boyunca her tutuklunun katılabileceği düzenli kültürel/ sanatsal aktiviteler düzenlenmiştir.  STK temsilcilerinin ve sanatçıların düzenli varlığına ve yaratıcı faaliyetlerin desteklenmesine bağlı olarak cezaevinin düzenli sivil denetimi sağlanmış,  genelge uygulanmış, cezaevindeki bütün sosyalleşme alanları etkin bir şekilde kullanılmış, tutuklular sosyalleşebilecek ve kendilerini ifade edebilecek kanallara erişmiş, tutuklar ve cezaevi personeli arasındaki ilişkiler geliştirilmiş, cezaevindeki gerginlikler azaltılmış ve cezaevindeki yaşam görece normalleştirilmiştir. Proje, cezaevi yönetiminde ve yerel STK’ ların kendi kaynaklarını kullanarak faaliyetler yürütmeye devam etmesinde bir sorumluluk duygusu uyandırmıştır. Bu projenin bir sonucu olarak CİSST, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü ile işleyen ve  kurumsal bir ilişki kurmuştur. Proje F tiplerinde çalışmak isteyen STK’ lara karşı devlet otoriteleri tarafından geliştirilmiş önyargı ve kısıtlamaları azaltmaya yardımcı olmuştur ve cezaevi koşullarının ve tutukluların insan haklarının iyileştirilmesi için çalışmaya yönelik yeni adımların yolunu açmıştır.

Genel Müdürlük, CİSST’in siyasi ve adli tutuklu ve hükümlülerin kaldığı F tiplerinde çalışmasına izin verdiğine dair niyetini ifade etmiştir; böylece Tekirdağ F tipinde proje boyunca kurulan model, genelgenin uygulanması ve geliştirilmesi konusunda aynı sorunları yaşayan Türkiye’nin diğer F tiplerinde de uygulanabilecektir. Hükümetin bu cezaevlerindeki ortak faaliyetleri yürütebilmek için mekanı daha etkin bir şekilde kullanarak cezaevi koşullarını kademeli olarak geliştirmeye yönelik adımlar atmaya istekli olduğunu gördük. Dahası, Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü Türkiye’deki F tiplerinde bulunan her 10 ceza infaz memurunu, proje final raporundaki önerilere dayanan bazı küçük iyileştirmelerin yanı sıra ortak alanların daha etkin kullanımı ve genelgenin uygulanması konusunda görevlendirmiştir. 

Kısacası, projenin sonuçları proje esnasında kurulan modelin işlediğini, genelgenin uygulanabileceğini ve hatta geliştirilebileceğini, Genel Müdürlüğün bunun için gerekli koşulları sağlamaya hazır olduğunu ama tek problemin süreci başlatmak ve ilgili kurumlarla yöntem ve deneyim paylaşmak olduğunu gösterdi.

Bu proje, bir önceki projeden öğrenilen derslere ve kazanılan deneyime dayanarak inşa edilmiştir. Amaç her cezaevinde 10 infaz memurunun bu amaçla eğitilmesi ve modelin hem cezaevi kurumu hem de STK’ lar tarafından içselleştirilmesi yoluyla, geliştirilen modeli bütün diğer F tiplerine yaymak ve yerleştirmektir.

Amaçlar

Projenin ilk amacı; Tekirdağ F tipinde kurulan modeli Türkiye’nin 13 F tipine yayarak genelgeyi pratiğe dökmek ve tecrit koşullarını azaltmak, sosyalleşme mekanlarını (atölyeleri, spor salonlarını, kütüphaneyi, sohbet odalarını) bütün F tiplerinde harekete geçirmek, tutukluların var olan pratiklerini ve insan haklarını geliştirmek, cezaevlerinin daha etkin işlemesine katkıda bulunmak ve gelecekte F tiplerinde uygulanacak ceza rejimi politikalarına tavsiyeler geliştirmektir. Cezaevi personelini eğiterek ve bu alanda çalışmak isteyen yerel STK’ larla ilk ilişkileri kurarak proje aynı zamanda başlangıçtan itibaren sürdürülebilirliğin koşullarını oluşturmayı hedefler. Yerel STK’ lar ve cezaevi yönetimi arasında ilişkiler ve işbirliği kurmak sivil uzmanların cezaevine düzenli ziyareti anlamına gelecektir, benzer çabaların yayılması aynı zamanda düzenli sivil bir denetimi ve ihtiyaçlarla önerilerin daha iyi belirlenmesini sağlayacaktır.

Proje etkinlikleri

12 aylık bir dönemde, proje ekibi ve atölye yürütücüleri her 13 F tipine üç'er ziyaret düzenleyecektir.

  • İlk ziyaret

Her bir cezaevine yapılacak ilk ziyarette proje ekibi projeyi cezaevi yönetimi, personeli ve tutuklulara tanıtacaktır. Cezaevinin fiziksel çevresi, mimari yapısı, ortak alan ve atölyelerin uygunluğu, kütüphanenin durumu ve tutukluların profili dahil olmak üzere tam bir analizi yapılacaktır.

Proje ekibi aynı zamanda şu an kitapların konduğu depolar olarak kullanılan ama kitap okuma mekanları olarak kullanılmayan kütüphanelerin etkin kullanımı için cezaevi yönetimine önerilerde bulunacaktır. Şu an, hemen hemen bütün F tiplerinde tutuklulara alabilecekleri kitapların listesi verilmektedir ve her F tipinde kütüphaneler geniş ve rahat mekanlar oldukları halde kitapları odalarında okumaktadırlar. Kütüphanede yürümek, yeni kitaplar araştırmak ve okumak kendiliğinden bir kültürel faaliyet olduğundan uzman ekipten olan kütüphaneci, kütüphanenin aktif kullanımı ve güncelleştirmesi için önerilerde bulunacaktır. 

Proje ekibi aynı zamanda ilk atölyeyi, Genel Müdürlük tarafından sosyal aktivitelerin düzenlenmesi, sivil örgütlerle ilişki kurulması ve ortak alanların etkin kullanımı için görevlendirdiği 10 ceza infaz memuruyla yapacaktır. Konunun uzmanları tarafından yürütülecek atölyelerin içeriği yerel STK’ larla nasıl ilişki kurulacağı, ortak alanların nasıl etkin kullanılacağı, kültürel aktivitelerin nasıl düzenleneceği ve yönlendirileceği ve kültürel aktivitelerin belirlenme sürecine tutukluların nasıl katılacağı olacaktır.

İlk ziyaret sırasında bu etkinliklerin organizasyonunda yer almak isteyen yerel STK’ lar için ayrı bir proje tanıtımı da yapılacaktır.

  • İkinci Ziyaret

İkinci ziyarette atölyelerin ve diğer ortak alanların eldeki olanaklarla gelecekte daha etkin bir kullanım için gerekli yeniden düzenlenmesi bir önceki ziyarette yapılacak analize bağlı olarak tasarlanacaktır.

İkinci atölye 10 ceza infaz memuru, öğretmen, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı ile birlikte yapılacaktır.

Buna ek olarak üçüncü ziyarette yapılacak aktiviteler başlamadan önce tutuklu ve hükümlüler arasında farklı aktivitelerden hangilerini tercih edeceklerine dair basit bir anket yapılacaktır. Anketin sonucu üçüncü ziyarette organize edilecek etkinliklerin çeşidini, içeriğini ve katılımcılarını netleştirecektir.

  • Üçüncü Ziyaret

Üçüncü ziyarette her cezaevinde 5 günde 2 farklı grupla –sabah ve akşam seansları- 5 farklı atölye yürütülecektir. Her etkinlik ancak 10 tutuklu – F tiplerindeki yasal sınırlamadan dolayı- bulundurabilir, atölye programından toplam 100 tutuklu faydalanacaktır. Atölyeler boncuk, ebru, resim, heykel ve karikatür üzerine olacaktır.

Atölyelere ek olarak film gösterimleri düzenlenecektir. Filmler son dönem Türk filmleri arasından seçilecektir. Bu filmlerdeki oyuncular veya yönetmen bazı gösterimlere katılacak ve sonunda tutuklulara bir seminer verecektir. 

10 ceza infaz memuru, öğretmen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ile yapılacak 3. atölye yine 3. ziyarette düzenlenecektir.

  • Projenin sunumu ve değerlendirme toplantısı

Projenin sonunda Adalet Bakanlığı’ndan, Genel Müdürlük’den bürokratların, ulusal ve yerel STK temsilcilerinin ve gazetecilerin katılımıyla Ankara’da projenin tanıtımı ve değerlendirilmesi için bir konferans düzenlenecektir. Proje fikri, süreci, yapılan işler, eksiklikler ve kazanımlar ile ileriye yönelik önerileri kapsayacak proje sonuç raporu taraflarla paylaşılacak ve tartışılacaktır.

Beklenen Sonuçlar

Kısa vadede, proje bütün F tiplerinde çok daha şeffaf  mekan yaratacaktır. Genelge yerel araçlar (cezaevi personeli ve yerel STK’ ları dahil ederek) pratiğe sokulacaktır ve tutuklular daha iyi sosyalleşme araçlarına sahip olacaktır. Düzenli sanatsal ve kültürel programların kapalı ortamların negatif etkilerini azaltmaya katkıda bulunacağına ve F tiplerindeki durumu uzun dönemde normalleştireceğine inanıyoruz. Kültürel faaliyetler düzenleyen bir dernekle üretici ve insani bir ilişki kurmak ve STK temsilcileriyle sanatçıların cezaevine düzenli gitmeleri, tutuklular ve cezaevi personeli arasındaki ilişkiyi geliştirecek, cezaevindeki gerginlik ve kötü muamelenin azaltacak, ayrıca ceza sisteminin ıslah yönünü işlevselleştirecektir. Proje aynı zamanda cezaevi yönetiminin aktiviteleri kendi kaynaklarını kullanarak devam ettirme konusunda bir sorumluluk duygusu yaratacaktır.

Buna ek olarak STK-Yönetim işbirliği Yüksek Güvenlikli Cezaevlerinde yaygınlaştırılacaktır. Bu bağlamda, sivil girişimler ve kurumlar için F tiplerini düzenli olarak tutukluların hakları konusunda denetlemek mümkün olacaktır.

Proje cezaevi personelini eğitme ve yerel taraflarla (yerel STK’ lar vb.) ilişki kurmak üzerine inşa edilmiştir, kazanımların sürdürülebilir olacağına ve pratikteki genelgenin gelecekte geliştirileceğine inanıyoruz. 

Partnerler ve Diğer Taraflar

CİSST hem yerel hem de merkezi yönetim birimleriyle (Adalet Bakanlığı, Genel Müdürlük) ve konuyla ilgili STK’ larla birlikte çok yakın ilişkide bulunarak çalışacaktır. Bunlardan bazılarını söylemek gerekirse; Anadolu Kültür sanat atölyelerinin düzenlenmesinde dahil olacak, Psikologlar ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği cezaevi personeliyle yapılacak atölyelere uzman bulma konusunda katkıda bulunacak ve Kütüphaneciler Derneği cezaevi kütüphanesinin geliştirilmesi için uzman sağlayacaktır. Buna ek olarak, proje ekibinin ilişki kuracağı her yerel STK aynı zamanda projenin yerel düzeyde tarafıdır da.

 

3- Faaliyetlerin sürdürülebilirliği

Proje, F tiplerinde yeni aktiviteler sunmak ve STK’ larla işleyen ilişkiler başlatmak bağlamında cezaevi koşullarını geliştirmeyi hedefler. Proje cezaevi personelini eğitmek ve yerel taraflarla (yerel STK’ lar vb.) ilişki kurmak üzerine kurulduğundan, aktiviteler her cezaevinde yerel birimler tarafından üstlenilecek ve kazanımlar sürdürülebilir olacaktır. Olası bir risk ancak yönetim birimlerinde oluşacak ani ve negatif  bir değişimden kaynaklanabilir. Ama inanıyoruz ki böyle bir durumda bile proje başarıyla devam edecektir; çünkü proje, merkezi yönetim ve hükümet organlarından cezaevi yönetimi personeli, tutukluları ve genel kamuoyuna kadar tüm taraflar için önemli bir sorundur.

Proje sonundaki değerlendirme toplantısı diğer STK’ ları, sivil girişimleri ve tüm sorumlu organları ilerdeki benzeri gayretler için harekete geçirecektir.