|
geri
CEZAEVİNDE
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevinde yaklaşık bir yıldır yürüttüğü ve benim de bir kısmına katıldığım uzun soluklu bir proje iki gün önce tamamlandı. Adalet Bakanlığı’ndan özel izin alınarak tutuklu ve hükümlülerle edebiyat, felsefe, resim, seramik, tiyatro ve benzeri alanlarda yapılan atelye çalışmalarını içeren projenin son gününde ise Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü temsilcileri, Türkiye’deki 13 F Tipi Ceza İnfaz Kurumu müdürü ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri biraya gelerek hem projenin gerçekleştirildiği cezaevini topluca ziyaret edip varılan noktayı gördü hem de ziyaretin ardından yapılan bir toplantıyla F Tipi cevaevlerindeki sorunları ve bu sorunlara üretilebilecek çözümleri tartıştı.
Türkiye’de ilk defa yapılan bu çalışma sanırım yıl boyunca gönüllü olarak katılan atelye düzenleyicilerinin yanısıra son günkü sürece katılan devlet ve sivil toplum örgütleri temsilcileri için de umut vaat ediyordu. Türkiye’de 100 bine yakın tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu ve yargı süreci ile ceza infaz sisteminin içerdiği derin sorunları hatırlayınca tekil bir projenin başarısının bütüne ne kadar etkide bulunabileceği tartşılabilir elbette. Ama benzeri projelerin diğer F Tipi cezaevlerinde de gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek olduğunu, bu konuda tüm katılımcıların en azından niyet beyan ettiğini, çok sayıda sivil toplum örgütünün katkıda bulunmak üzere gerçekten gönüllü davrandığını ve çalışmaların diğer cezaevlerine de taşınabileceğini unutmamak gerek. Öte yandan cezaevlerinde yapılan bu tür çalışmaları sadece tutuklu ve hükümlüleri değil, onların yakınlarını ve mağdurları da kapsayacak şekilde genişletmek mümkün. Yani toplumun tüm katmanlarını ilgilendiren, ama gerek siyasi gerek toplumsal gerekse de psikolojik nedenlerle sık sık tıkanan ve görmesi gereken ilgiyi gerektiği gibi göremeyen acil bir sorunu çok boyutlu olarak ele almak yolunda önemli bir adım atıldı.
Cezaevleri, kapatma pratikleri, yasa ile iktidar ilişkisi konusunda teorik bağlamda çalışmış biri olarak bu proje benim için de olağanüstü etkileyici ve öğreticiydi. Evet, felsefe atelyesinde oturup da formel felsefe tartışmaları yapmadık, ama teoride uzun ve dolambaçlı yollardan varılan sonuçların cezaevi deneyimini doğrudan yaşamış insanlar tarafından nasıl basit bir dille ifade edilip örneklendirildiğini görmek, o deneyimin kitaplara girmeyen veçhelerinin farkına varmak, gözaltına alınma noktasından cezaevine girene kadar uzanan süreçte adaletin gözünün hiç de kapalı olmadığına bir kez de somut örnekler üzerinden ikna olmak ve en önemlisi F Tipi’ne özgü kapatma tekniğinin kapatılan üzerinde yaptığı tahribata tanık olmak daha önemliydi.
Bu tür çalışmalarda özen gösterilmesi gereken noktalar var. Örneğin kısıtlı zamanı en verimli şekilde kullanmak, tartışmayı olabildiğince zenginleştirmek ve empatiyle özdeşleşmeyi birbirine karıştırmamak gibi. Özellikle son konuda bütün atelye katılımcılarının oldukça zorlandığını biliyorum. Bu yüzden zaman zaman duygusal anların yaşandığını da... Ama çeşitli nedenlerle bir ad konmakta güçlük çekilen bu tür projelerin katılımcılarda uyandırdığı bilinci ve olumlu sonuçlarını artık biliyorum. Sığ politik gerekçelerle kestirmeden karşı çıkmanın kolay, yapmanın ise her bakımdan güç olduğu bu çalışmaya beni de davet ettiği için Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne bir kez daha tesekkür ederim.
Doç.Dr.Ferda Keskin / İstanbul Bilgi Üniversitesi Felsefe Bölümü
(BİRGÜN gazetesinde 5-nisan-2008 tarihinde yayınlanmıştır.)
|